Sonunda izledim. Ortaligi yakip kavurduktan tam 2 yil sonra Kaufmann’in Eternal Sunshine of a Spotless Mind’ini izledim. Hakkinda birsey okumamaya ozen gostermistim; agizlarinin sulari akarak anlatmaya duranlari susturmustum. Gercekten beni etkileyecek bir film gelmisti ve onu sindire sindire izleyecektim; tek basima, yasayarak. Beklentilerim fazlaydi belki ama ozel hissetmek bunlarin arasinda degildi. 16 yasinda izledigim Crazy and Beautiful filmindeki kizin yaptigi kolajlara hayran kalip heyecanlanmak ya da White Oleander’daki kizin cizdigi resimlere ve annesiyle olan iliskisine ozenmek icin artik fazlaca yas-lanmistim. Bu hayatta motive olmak icin baskalarinin cektigi zorluklari bir filmde izleyip; “ahh yalniz degilim” yalanci rahatligina kavusmak geride biraktigim guzel anilardi sadece. Hayal gucum daha fazlasini talep ediyordu; zorlanmak ve gercekten sasirmak istiyordum. Ve Joel ve Clementine’i, Kate Winslet’in pamuk kadar beyaz yuzunu, Jim Carrey’nin yorgun suratini buyuk bir dikkatle ve icten bir sevgiyle izledim. Film sonunda aklimda kalan tek sey, Clementine’in mavi saclari oldu; turuncu hali cok etki yapmamis olmali. Kendimi, ozel hayatimi buldum filmde; evet. Biraksam bir gulucuk kondurur yuzume, huzurlu bir gece uykusu verirdi belki; ama filmi bu kadar basit algilamayi yediremedim kendime. “Ahh gelip geciyoruz iste; animizi, askimizi, hayatimizi yasayalim sekerim,” diye bir hayat dersi de alamadim, maalesef. Aklim takildi bu unutma isine. Fazlasiyla hatirlayan bir insan olarak; detaylara tutkulu, anlara sabitlenmis hafif takintili ben, unutmaya karsiyim. Unutmaya calisan herkese de bir o kadar kizginim, hatta daha da ileri gidip unutani insanoglunun yuzkarasi ilan edebilirim. Bos bir kafa, “a spotless mind”, ne ise yarar bir soyleyin bana? Nasil yasama gucu bulur insan hergun yeni bir gune uyansa, Mary’nin cok hayran kaldigi bir “new born baby” olsa? Asla diyemem ki insan yasadiklarindan birseyler ogrenir vesaire, cunku birsey ogrendigimizi ogrensek de uygulayabildigimizi sanmiyorum; hayat o kadar rasyonel ve cizgisel yurumuyor. Ama bir sekilde buyuyoruz. Daha iyi ya da daha kotu, daha bilgili ya da daha olgun olmuyoruz asla ama bir insana donusuyoruz. Ve ancak gecmisimizden kopardigimiz anlari o kutuda toplayip, o kutuyu da kendimize saklayabilirsek gercek bir insan olabiliriz; ve insanoglu evrimin en ust noktasi, en muktedir yaratik. Neden boyle birseye donusme sansimizi ellerimizle yok edelim ki?

Unutmak uzerine: http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=6014

Film uzerine: http://abesleistigal.blogspot.com/2006/07/eternal-sunshine-of-spotless-minda.html

Advertisements