Hillary Clinton, adaylığı için kritik olan Teksas ve Ohio seçimlerini kazandı. Fakat Obama’nın beklenmedik yükselişi ve Teksas-Ohio’yu kazanması halinde adaylığının kesinleşecek olması bizlere Hillary Clinton’ın çok da bilinmedik, dahası beklenmedik bir yüzünü gösterdi; kazanmak için rakibi kötülemesi, yani negatif kampanya yürütmesi.

Röportajlarında, yaşı ve deneyimi gereği adaylığı kaybetme durumunda bunu çok da dert etmeyeceğini, eski pozisyonuna memnuniyetle geri döneceğini belirten Clinton’ın seçim kampanyası, demeçleri kadar ılımlı değil. Şubat ayında Yale Üniversitesi’ndeki bir konuşmada ağlamasıyla başlayan “bu görevi ben, herkesten çok ben, hakettim,” yakarışı Obama’nın dinine ve ırkına göndermelerle devam etti. Obama’nın Somali geleneksel kıyafetiyle ç ekilmiş fotoğraflarının dağıtılması, video görüntulerinde daha siyah ve geniş burunlu gösterilmesi Clinton’ ın yüzeysel saldırılarından sadece birkaçı. Son olarak Clinton’ ın başvekillerinden Geraldine Ferraro, Obama’nın yükselişini siyah olmasına bağlayarak, “bir kadın ya da beyaz bir adam olsaydı asla bu pozisyonda olamazdı,” dedi.

Clinton’ ın asıl saldırı noktası ise tahmin edileceği gibi Obama’nın genç yaşı ve dış politika alanında deneyimsizliği. Kendi pozisyonunu güç lendirmek için John McCain’e göz kırpan Clinton, onun da kendisi gibi başkanlık eşiğini atlamış olduğunu söyleyerek McCain’e övgüde bulundu. Bu muğlak kriterin önemini savunan Clinton, kendini Obama’dan ayırarak Cumhuriyetçi liderle dizdize poz verdi. Obama’nın “umut” ve “değişim” söylemleriyle dalga geçerek bunların bir başkan yaratamayacağını, yalnızca sözden ibaret olduğunu savunan Clinton son olarak korku politikasına da başvurdu. Ohio seçimlerinden önce yayınlanan “saat sabaha karşı 3” reklamında Clinton kendisini Amerikan rüyasının tek geçerli koruyucusu olarak gösteriyor. Reklam süresince arka planda İtalyan bir mafya babası tehditkar sözler savururken ekrana klasik bir Amerikan evinde mışıl mışıl uyuyan sarışın kız çocuğu ile erkek kardeşi geliyor. Clinton ayrımcılık yapıyor olmamak için bir başka evde uyuyan kıvırcık saçlı, siyah kız çocuğu görüntüsünü de eklemeyi ihmal etmemiş. Bu sırada çalan telefona Clinton ofisinden her zamanki şıklığı ve tok sesiyle cevap veriyor; ‘“Ben Hillary Clinton”, tüm donanımımla 24 saat burada ve göreve hazırım.’

Peki nasıl oldu da adaylığını ilk açıkladığında taraftarlarda 90lar’ın saygı duyulan Amerika nostaljisini uyandıran, günümüzün Joan of Arc’ ı ilan edilen Hillary Clinton böyle ucuz kampanyalardan medet umar hale geldi? Yanıt, Clinton’ın sertçe eleştirdiği “değişim” söylemini çok da yerine getirememesinde.

Clinton özellikle profesyonel hayatta erkek hakimiyetinden bunalmış kadınların umudu, gurur kaynağı oldu. Üretim sektörünün çöküş yaşadığı Ohio’da bile kadınlar, adaylarının NAFTA yanlısı olduğu zamanları “öyle gerekmiş, öyle olmuş” diye kestirip atarak Clinton’ı erkek egemen dünyada varolmaya çalışan fedakar bir kahramana çevirdiler. Bu kadar hoşgörü ve sempatiye rağmen Obama ile kıyaslandığında Clinton eski tasın biraz parlatılmış hali. Hillary/Bill Clinton ortaklığı soldan cok merkeze yakın bir anlayışı temsil ediyor. Hillary Clinton’ın tartışmalarda süregelen politik tavrı, sorulara verdiği kapalı yanıtlar, büyük ilaç firmalarından ve silah sektöründen aldığı maddi destek onu Aristotle’ ın değişiyle “politik bir hayvan”dan, yani devletin himayesindeki vatandaştan öteye götürmüyor.

Obama’nın farkı ise seçim kampanyasında gizli. Klasik anlayışa ters olarak, Obama ve ekibi tabandan yayılan destegin peşinde. Seçmene bir TV ekranından seslenmek ya da belirli medya otoritelerinin gönlünü çalmak yerine Obama halkla birebir ilişki içerisine girdi. Büyük bölümü internetten yürütülen kampanyada gönüllü çalışanlara tam sorumluluk verildi ve yardımcıdan cok organizator statüsü tanındı. Bu sayede kampanyada çalışan herkes siyasette aktif bir rol oynamıs oldu. Obama, en başta söz verdiği gibi kampanyasını tamamen siyasi idealler uzerine kurdu. Bu yüzden Hillary Clinton’a asla kişisel bir saldırıda bulunmadı. Obama’nın radikal kampanyasındaki eşitlik ve serbestlik ilkelerinin dezavantajları yok da değil. Kişisel saldırılar karsısında Obama sakinliğini korusa da baş danışmanlarından Samantha Power aynı mesafeyi koruyamadı. Aynı zamanda Harvard Universitesi’nde profesorlük yapan Power, Iskoc gazetesine yaptığı bir açıklamada Clinton’ı “canavar” olarak değerlendirdi ve hemen ardından danışmanlık görevinden istifa etmek zorunda kaldı.

Barrack Obama, Senato’ya ilk girdiğinde Hillary Clinton’ı ziyaret ederek tavsiye istemi ş. Clinton ona çalışkan olmasını ve çok dikkat çekmemesini önermiş. Obama’nın saygıda kusur etmemesi belki de zamanında akıl hocasını yarı kulak dinlemiş olmasındandır. Clinton kötülemelerine daha ne kadar devam eder bilinmez fakat Demokratlar en şanslı oldukları yılda güç savaşı yüzünden bolünüp, başkanlığı kaybedebilirler.

Advertisements